Şanlı, internet gazetecilerinin karşı karşıya kaldığı sorunlara dikkat çekti

İnternet gazeteciliğinde 7/24 çalışma düzeni, günlük haber sayısı baskısı ve ekonomik koşulların, haberin niteliğini olumsuz etkilediği bir doktora tezinde ortaya konuldu. Araştırmaya katkı sunan Bingöl Kent Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Ömer Şanlı, internet gazetecilerinin karşı karşıya kaldığı sorunlara dikkat çekti.

Şanlı, internet gazetecilerinin karşı karşıya kaldığı sorunlara dikkat çekti
Yayınlama: 23.01.2026

İnternet gazeteciliğinin ekonomik yapısı ve çalışma koşulları, Bitlis Eren Üniversitesi Dr. Öğr. Üyesi Doğukan Yandım tarafından hazırlanan ve danışmanlığını Atatürk Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Hakan Temiztürk’ün üstlendiği doktora tezinde kapsamlı biçimde ele alındı. “İnternet Gazeteciliğinin Ekonomi Politiği Bağlamında Çalışma Zamanının Yeniden Üretimi Üzerine Bir Araştırma” başlıklı çalışmada, dijital gazeteciliğin güncel sorunları, medyada yaşanan etik ihlaller ve objektif habercilik ihtiyacı çok yönlü olarak incelendi.

Araştırmada, internet gazeteciliğiyle birlikte yaygınlaşan 7/24 çalışma düzeninin, gazetecilerin mesai anlayışı üzerindeki etkileri mercek altına alındı. Nitel araştırma yöntemlerinin kullanıldığı çalışmada, yapılandırılmış ve yarı yapılandırılmış mülakatlar aracılığıyla internet gazetecilerinin sahadaki deneyimleri değerlendirildi. Sürekli haber üretme baskısının, haberin niteliği, doğruluğu ve dengesi üzerindeki etkileri, gazetecilerin kendi anlatımları üzerinden tartışıldı.

Araştırmaya katkı sunan Bingöl Kent Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Ömer Şanlı, internet gazetecilerinin karşı karşıya kaldığı sorunlara dikkat çekti.

Şanlı 2024 yılında hazırlanan bir doktora tezinde, internet gazeteciliğinde uygulanan “günde 30 haber zorunluluğu” eleştirilmiş, bu uygulamanın nitelikli haberciliğin önünde ciddi bir engel oluşturduğu vurgulanmıştı. Aradan geçen sürede, tez kapsamında görüşlerine yer verilen Bingöl Kent Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Ömer Şanlı’nın dikkat çektiği bu sorun, Basın İlan Kurumu’nun nitelikli haber üretimi kapsamında aldığı kararla, Ocak 2026 itibarıyla günlük haber sayısının 15’e düşürülmesiyle kısmen giderildi.

BİK KRİTERLERİ, NİTELİKLİ HABER ÜRETİMİNİ ZORLAŞTIRIYOR!

Ömer Şanlı, 2024 yılında hazırlanan doktora tezinde görüşlerini şöyle dile getirmişti:

“İnternet gazetecileri üzerinde haber sayısı bağlamında bir zorlama var. Bu durum, özellikle BİK’in kriterleri yüzünden ortaya çıkmış bir durumdur. Basın ilanı ve reklam alan internet gazeteleri siteye günde minimum otuz (30) haber girmek zorundadır. Patron bunu neden istemektedir? BİK’in belli bir ücret veriyoruz sitenizin dolu olması gerekiyor tutumu yüzünden. Biz de günde on beş (15) ya da yirmi (20) haber yerele yönelik dar kapsamlı özel işlere yer veriyoruz, diğer kısmını ise ulusal alandaki haberlerden derleme yaparak sitemize yüklüyoruz. Bu yüzden, internet gazeteciliği için bir günde otuz (30) adet haberin yayımlanması biraz da dezavantaj doğurmaktadır. Çünkü, gazetecinin BİK’in kriterlerini karşılayayım derken kaliteli, özel haber üretmeye zamanı da kalmamaktadır. Esasında, gazeteci günde üç ya da beş tane kaliteli haber yaptığında bunun halk üzerindeki etkileri de daha fazla olur, ancak günlük otuz (30) derleme haber daha fazla zaman aldığı için uğraşamıyorsunuz. Özel haber üretmeye fazla zaman kalmıyor böylece. Dolayısıyla bence bu durum, internet gazeteciliği için güncel bir dezavantajdır”

HIZ BASKISI HABERİN NİTELİĞİNİ DÜŞÜRÜYOR!

Ömer Şanlı’ya göre, internet gazetecileri azami haber sayısı endişelerinin yanı sıra önemli görülen son dakika haberlerini ve güncel gelişmeleri anında, hızlı bir biçimde haberleştirerek siteye girme baskısıyla karşılaştıkları için 7/24 gazeteciliğin varlığından bahsedilebilmektedir Şanlı, haberin niteliği üzerinde günlük haber sayısı faktörünün önemli bir baskı unsuruna dönüştüğünü söyleyerek şunları eklemektedir: “İnternet haber sitesine girilecek azami haber sayısı, haberlerin belli bir oranda okunması, haberin siteye hızlı girilmesi ve hatta ilk önce girilmesi gibi beklentilerin gazeteciler üzerinde mobbinge varacak düzeyde yoğun bir baskı oluşturduğu görülmektedir. Bu da haberin niteliği, doğruluk, tarafsızlık, ve denge unsurlarının arka plana atılmasına yol açmaktadır”

Ömer Şanlı’ya göre, internet gazeteciliği için hız en önemli fenomendir. Çünkü günümüzde haber sitelerinin olan bir olayı okuyucuya hem hızlı hem de doğru bir şekilde aktarma zorunluluğu vardır. Şanlı bu durumun sebep olduğu sorunları şöyle açıklamaktadır: “İnternet haber sitelerinin hız odaklı olması, bazen haberin doğruluğu, tarafsızlığı ve dengesini tehdit edebilmektedir. Özellikle sosyal medyada bilgi kirliliği çok fazla. Bu sebeple, bir gazetecinin hızlı haber üretiminde bulunurken doğruluğu da düşünmesi gerekmektedir. Gazeteci için hızlı bir şekilde haberi internet sitesine yüklemek değil, doğru haberi siteye hızlıca yüklemek amaç olmalıdır. Gazeteci hızı gözettiği kadar doğruluğu da gözetmeli ki okuyucunun haber sitesine olan güveni zedelenmesin ve haberi okumak için sayfada kalınabilsin. Eğer bir gazeteci olayı haberleştirirken sadece hıza öncelik verirse, siteye yüklenen haberde de eğer doğruluk payı yoksa insanların internet sitesini ziyaret etmesi için bir nedenleri de kalmamış olur. İnternet çağında olayın gerçeğini insanlardan uzun süreli saklayamazsınız artık. Dolayısıyla haberde doğruluğa özen gösterdiğinizde insanlar sizin internet sitenize güvenir ve sayfayı takip etmeye 365 devam eder. Bu da internet haber sitelerinde hız ile doğruluğun bir arada yürütülmesiyle mümkündür”

PANDEMİDEN ÖNCE MUHABİRLER DAHA ÇOK SAHADAYDILAR!

Ömer Şanlı, pandemi süreciyle birlikte gazetecilerin eve kapanma alışkanlığının belli aşamalarda halen devam ettiğini ifade etmiştir: “Pandemi süreci, gazetecilik mesleğini olumsuz anlamda etkiledi. Pandemiden önce muhabirler daha çok sahadaydılar. Pandemiyle birlikte gazetecilerin eve kapanma ve işlerini evden yürütme alışkanlığı kazandığı ise bilinen bir gerçektir. Ancak, pandeminin üzerinden belli bir süre geçmesine rağmen evden çalışma belli zamanlarda halen devam eden bir alışkanlığa dönüşmüştür. Eskiden muhabirler sokaktan haber toplardı, artık gazeteciler sosyal medyada kim story paylaşmış, kim kimle post atmış bunları haber yapmaya başlamıştır. Pandemi dönemi, gazetecileri haber konusunda daha çok tembelleştirmiştir. Gazetecilere sokağa çıkma yasağı yoktu belki ama dışarıda haber değeri taşıyan pek fazla olay da olmuyordu. Habercilik anlamında karanlık zamanlardı. Bu sebeple, gazeteciler iki yıl boyunca bilgisayar başında haber üretmek zorunda kalmıştır. Pandemi bitince de tabii ki tüm bu alışkanlıklar bir anda rafa kaldırılamadı. Bunların habere ve çalışma düzenine etkisi halen devam etmektedir. Gazeteciliğin geleneksel medyadan dijital medyaya doğru yönelişinde mutlaka pandeminin de bir rolü olduğunu düşünüyorum. Ancak esasen basılı 370 gazetelerin dijitale geçmesinin en büyük nedeni, internette gelir modellerinin daha fazla olması ve akıllı telefonlar ile internetin yaygınlaşmasıdır diyebilirim”

EN BÜYÜK BAŞARI, GAZETECİNİN ETİK İLKELERİ KORUYARAK TEMİZ GAZETECİLİK YAPMASIDIR!

İnternet gazeteciliğinde başarı ve verimlilik odaklı anlayışın gerçek gazetecilik ideallerini yansıtmadığı görüşünü savunan Şanlı: “İnternet gazeteciliğinde gerçek başarı ve verimliliği sağlamak istiyorsan zaten paylaşılmış bir şeyi doğrudan alıp sayfanda paylaşmak yerine, kaliteyi artırman gerekir. Yani birebir sahaya inip kaliteli haberler, özel haberler yapman gerekmektedir. Hatta ihtiyaç duyulursa BİK’in politikalarını hiçe sayarak bunu yapabilmek lazım. Bir internet sitesi, yalnızca sosyal medyadan ve ajanslardan haber çekip kullandığı zaman hem okuyucuya farkını gösterememiş olmakta hem de hedef kitlesini internet sitesinden soğutmuş olmaktadır. Gazeteciliğin verimli olabilmesi için önce nitelikli habere, araştırmacı ve özel haberlere yönelinmesi gerektiğini düşünüyorum. Gazeteci, masa başı haber yapıp günü dolduralım derdindeyse zaten bu anlayıştan başarı ve verimlilik de beklememek lazım. Çünkü bir gazetecinin hem kendisini geliştirip hem de verimli olmak için sürekli sahada olması gerekmektedir. Gazetecinin farkını ortaya koyan bir diğer iş ise çarpıcı röportajlardır. Gazeteci röportaj yaptığı insandan alması gerekeni mutlaka bir şekilde almayı bilen kişidir. Başarı ise haberin etkisinde gizlidir, kamuoyu oluşturmak, köşe yazılarıyla tanınırlığı artırmak ve yaptığın haberlerin okunmasıdır. En büyük başarı gazetecinin etik ilkeleri kaybetmeden temiz bir gazetecilik yapmasıdır diyebilirim. Eğer gazeteci yaptığı haberlerle bir şeyleri değiştirebiliyorsa, yazdıklarıyla dışarıda bir sağduyu yaratabiliyorsa bu başarıya ulaştığı anlamına gelir. İnternet haber sitelerini ziyaret eden sayısı ne kadar fazlaysa o kadar başarılı olduğunun düşünülmesi ile gazetecilerin kariyer, para, ün, markalaşma peşinde koşması başlı başına bir başarı sayılamaz”

GAZETECİLERİN SOSYAL HAYATI NEREDEYSE YOK!

Ömer Şanlı da internet gazeteciliğinde 7/24 haber takibinin kanıksanmış halde olduğuna dikkat çekerek konuyla ilgili şunları eklemektedir: “Geleneksel gazetecilikte mesai süresi altıdan (18.00) sonra, yani gazetenin son baskıya gittiği saatten itibaren sona ermektedir. Gazeteci saat beşten (17.00) sonra önemli bir haber oldu mu yine takibini yapar ama bu haberin önemine göre, gerektiğinde ortaya çıkan bir durumdur. Geleneksel gazetecilikte gazeteci eğer haber ertesi gün girildiğinde değerinden bir şey kaybettirmeyecekse bir sonraki günü bekleyebilir. Evden ya da uzaktan çalışma bile olsa yine göz, kulak ve düşünce hep gelen haberdedir. İnternet gazeteciliğinde ise mesai saati yoktur. Patron, reklam gelirlerini artırmak için genellikle sansasyonel haberleri internet sitesinde görmek ister. Bu sebeple, internet sitesine her saat asenkron (eş zamansız) bir şekilde haber yüklenmesi gerekir. Çünkü BİK’in ilan ve reklam kriterlerinin yanı sıra yöneticiler veya patronun internet haber sitesinin sürekli güncel tutulması üzerine beklentilerinin karşılanması gerekir. Üstelik, bunun için gazetecilere mesai dışı ücret de verilmez. Örneğin, bir muhabir saat sekizde geldiğinde kimse bravo erken geldin demez ama gece yarısı on ikide bile çalışıyorsun sana ek mesai ücreti vereyim de demez. Dolayısıyla geleneksel medyada mesai var diyebiliriz belli bir saate kadar ama internet gazeteciliğinde mesainin olmadığını söylemek gerekmektedir. Bu çalışma koşullarında gazetecilerin bir sosyal hayatı da maalesef ki olamamaktadır. Gazetecilerin çoğu hafta sonu dahil çalışmakta ve yalnızca bir gün genel olarak tatil yapabilmektedir. Peki gazeteciler buna rağmen neden işlerine bağlı kalmaktadır? Bunun cevabını işini yapma isteği, gazetecilik itibarı ve işsiz kalma korkusu olarak verebiliriz. İnternet gazetecilerinin bu zorlu şartlara rağmen çalışmak için motive olabilmesini ekonomiden ziyade kendini ifade etme, köşe yazarlığı yapma ve herkes tarafından tanınmayla bağlantılı olduğunu düşünüyorum, yani 7/24 gazetecilikte zaman yönünden ve ekonomik olarak olmasa da hâlâ başka yönlerden doyum sağlanabilmektedir. Şunu da belirtmeliyim ki sosyal medyanın etkisinin mesai saatlerinin belirsizleşmesinde mutlaka payı var. İnsanlar artık haberleri basılı gazeteden ziyade internetten takip etmekte ve dolayısıyla gazeteciler de çalışırken buna göre hızlı ve kesintisiz haber üretmek zorunda kalmaktadır. İnsanların haber okuma saati olmadığı gibi gazetecilerinde haber üretme saati olmamaktadır. 7/24 gazetecilik koşullarında kendi özel hayatındaki farklı bir iş için plan yapamayan gazeteci, kendini daha çok yaptığı işe bağımlı hissetmektedir. 7/24 esnek mesai süreleri, çalışma zamanını belirsizleştiği için ve haber kaçırmamak için gazeteci gün içerisinde sürekli haber üretmeye odaklanmakta ve ben haberi kaçırırsam ve diğer internet haber siteleri benim kaçırdığım haberi sitelerine girerse rekabette geri kalmış olurum diye düşünmektedir. Gazetecinin aklı sürekli haber sayısı ve takibinde olduğu için farklı işlere de odaklanamamaktadır. Bu sorunlara çözüm olarak vardiya sisteminin varlığından bahsedilebilir ama bu sistem de çok istikrarlı olmamaktadır. Spor, adliye, magazin, hava durumu vb. farklı alanlarda yapılan habercilik için robot gazeteciler kullanılabilir ya da muhabir ve editör istihdamı artırılması yararlı olabilir. Gazetecilere ek mesai ücretlerinin verilmesi de 7/24 gazeteciliğin sorunlarını belli oranda yumuşatabilir”

MADDİ BASKILAR ÖZEL HABERCİLİĞİ GERİ PLANA İTİYOR!

Ömer Şanlı’ya göre de BİK yoluyla ilan alamayan veya ilan kesme cezası ile karşılaşan ve yüksek getirili reklamveren kişi ya da kurumlardan da reklam alamayan küçük internet haber siteleri, yaşanan olumsuzlukları doğruca gazetecilere yansıtmaktadır. Bu nedenlerden dolayı ortaya çıkan ve çalışma düzenini olumsuz etkileyen ekonomik baskılar, gazetecilerin istihdam oranlarını düşürmekte, çok fazla işin çok az gazeteci tarafından kotarılmasına yol açmakta, ekonomik olarak kaygıların aşılmasını gerektiren özel haber ve araştırmacı gazeteciliğe dayanan haber üretimini de baltalamaktadır. Kurumu diğer internet sitelerinden ayıran özel haberler yerine, bilindik ajanslardan çekilen haberler editörler tarafından düzenlenerek yayımlanmaktadır. Şanlı, böylece internet haber sitelerinde SEO, tık tuzağı (clickbait) ve sponsorlu haber gibi gazetecilik ilkelerine ve doğasına aykırı olan yöntemlerin daha fazla tercih edilerek yaygınlaştırıldığının da altını çizmiştir.

HABER; EYLEM ÖZMEN- KAYNAK; BİNGÖL KENT HABER

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.